dino halka istediğini geri veriyor

berlin moda haftası’nda bir azize: vivienne westwood//

Temmuz 22, 2007 · Yorum Yapın

mdimage_0_0.jpg

Westwood artık yavaştan gezegenleşen ve Almanya’nın kendisinden ayrılıp kosmo-şehirleşen, moda için bir durak haline gelmeye başlayan -ki sokakları çoktan geldi bence, zira bütün deliler orada, almanya’da yaşayan türkler gibi dersek metroseksüel teknoların başkenti oldu orası. hem elektro manyetik delilik teknoya hitaben hem de modaya hitaben metroseksüel.- Berlin’in moda haftasında koleksiyonunu sergiledi. Az tasarımcı beğenen benim gibilerin vazgeçemediği isim biraz da 1977′lerin ve benim de evrimimde bir mihenk taşı punk evresi olduğu için şimdi burada ve her zaman kalbimizde bir yerlerde. Ne kadar eskisi gibi olamasa ve podyumlara taşıp Sid Vicious sapıklığında olmasa da.

http://www.berlin-fashionweek.de/

8.jpg 14.jpg

12.jpg7.jpg

4.jpg5.jpg

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized

bidoun issue 11 havaya karışıyor//

Temmuz 21, 2007 · Yorum Yapın

frontcover1.jpgbackcover1.jpg

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized

uzun yolculuk: bitter end//

Temmuz 21, 2007 · Yorum Yapın

voyajistanbul. tercihlerimin hepsine bitter end yazmak istiyorum. öyle yazamasam da onlar gözüme hep öyle görünüyor.

istanbul’a, bitter end’e gidiyorum.

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized

yeniden voyıcır II-ahmet güntan feat. lâle müldür//

Temmuz 21, 2007 · Yorum Yapın

 28lale.jpg

şimdi kuzeyden gelen boş bir tekne
gözü alan sarartı
üzünç sevgilim ya da nane otları//
Lâle Müldür.

Voyaj:

Bazı kitaplar aklımıza okumadan takılır. İzi sürülür, adı kazınır, kapağı unutulmaz. Çünkü o kitaplarda muhakkak sizi okuyan bir şey vardır. Böyle kitaplar iyileştirir; çünkü çok kan kaybedersiniz. Çünkü artık kendinizi ikna edemediğiniz her yere kan sızar ve kabullenirsiniz. Şimdi kimseyi ikna etmek durumunda değilsiniz. Konuşmak durumunda da değilsiniz. Ağzınız da konuşmaz. Her yeri sizi koruyan ve susturan, sabırla bekleten, kısılan umudu daha kısıp sizi karartan dedeler alır. Rüyalarınızı da hatırlamayacak kadar iyi uyursunuz. Yatmadan önce gördüğünüz filmlere de son kez tutunmak ister ama bunu da başaramazsınız. Yine eskisi gibidir. Yeniden bir tarih ve hikaye yaratırsınız. Zaten bundan vazgeçtiğinizde ölmek istersiniz. Devam duygusu tam da böyle bir şeydir.

Voyıcır 2 benim için öyle bir kitap. Baskısı tükendiği için benden kaçan ve elime düştüğünde de bana bakmayan bir kitap. O yüzden onu hiç edinemedim. Alamadım da. YKY yeni basımını yaptı. Kapağı sarı tuz. Sanırım eski kapaktaki Ahmet Güntan’ın o kapişonlu fotoğrafının sadece bir yeri var, ya da başka bir kapişon. Sarı işte. Sapsarı bir gün. Yeni baskısı benimle kavuşacak şu sarı günlerde. Küçükken saçlarımı sarartan güneşin altındayken yine. Küçükken beni yanımdaki yabancı çocuklar yüzünden hep onlarla karıştırıyorlardı: Christian, Marco, Jasmin, Christopher…

Bir şeyler yüzünden yazdığımızı sandığımız bazı yazıların bazen gelecekte bize görünecek olan şeyler için yazılmış olduğunu ortaya çıkar. Erken doğurulmuşlardır. Ve şimsi tam da başka  bir karşılaşmada mana kazanmışlardır. İşte bazı kitaplar da her şeyden çok sonra bizimle kavuşurlar. Oysa çok önceleri kavuştuğumuzu sanmışızdır. Bazı görüşmeler premature oluyor ister istemez. Şimdi yeni baskısıyla belki benim gibi zamanlı bir karşılaşmada buluşacaklara sarı bir kitap. Ve kapanış, voyajın sonu:

ahguntan.gif

Ben seni bulamıyorum,
Ben seni bulamıyorum,
Bulamıyorum çölde seni.//
Ahmet Güntan

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized

dünya patlıyor//

Temmuz 19, 2007 · Yorum Yapın

 landmine1.jpg

Bu patlamak hapçı çocukların arasında çok mühim bir laftı. Sonra herkes patlar oldu, patla patla patla diyerek. Büyük şehirlerin arka bahçelerindeki çocuklar acayip kulüplerde geceyi patlatıyor, küçük pasajlarda acayip ilişkilere girip, bir şeyler yapıyorlardı. Dünya şimdi başka türlü patlıyor. Bu araba üzerine dökülen kokaini çekerek yaşanan patlamadan ziyade konserlerinin yapıldığı ve konserlerde de daha çok patlanılan bir süreç. İstanbul’un 100 günlük suyu kaldı! Balıklar ölüyor. Her gün kapının önündeki iki köpeği sever, besler iken (o köpekler benim oldu) düşünüyorum ve asla çocuk yapmak istemiyorum, korkuyorum çünkü.

Her gün köpekler ile oynarken nasıl düşünüyor ve korkuyorsam, nasıl endişeli, diken ya da kuyruk üzerinde yaşayan köpekler huzursuzsa işte öyle huzursuz oluyorum bazen. İşte onu beslediğim, onla arkadaş olduğum ve ondan birşey beklemediğim için benimle arkadaş olmuş köpek gibi rahatlıyorum o benimle karşılıksız görüşüyor diye sonra da. Kedileri sevsem de köpekler sanırım onlarla çocukluktan beri acayip bir ilişkim olduğu için onlara hep torpil geçmeme neden oluyor. Küçükken verilen İrlanda seterimin yerine gelen pincher beni kendime getirmemişti. Ben sonra hep sokaktan hamile köpekleri topladım eve.

Geert Goiris’in Blast’ları bu patlayıp dinen dünyayı ve dünyaları bana bir kez daha hatırlattı. Yine huzursuzum. Sabaha her yeri dağıtan köpeklerimle oynayınca geçecek. Hep geçip alevlenen bir alerji gibi. Dünya döndükçe alerji patlıyor.

görsel: Geert Goiris 

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized

ellen allien fasyonları//

Temmuz 18, 2007 · Yorum Yapın

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized

baskın vaaar!//

Temmuz 18, 2007 · Yorum Yapın

 0707151524091.jpg

Bu çocuk bir kere biz Beyoğlu’nda otururken yan masada görülmüştü. Daha doğrusu zorla kendini görmemizi sağlamıştı. Yanımızda kızlar falan vardı, direk sevimli Almanya’da yaşayan Türk rapçi sızımında konuşmamıza laf falan atarak, ateş mateş isteyerek, işte birkaç kötü numara çektikten sonra bize cdlerini vermiş ve kendisinin ünlü olduğu ve cdsi olduğunu belletmişti. Ben o zaman tabii onun o köprüdeki klibini falan görmüştüm. Bu filmleri de görmüştüm o yaşta küçük Kaktüs giriş çıkışçısı olarak. Biliyordum ama çaktırmıyordum. Baskın Oran için böyle bir şey hazırlamışlar. Mor ve Ötesi’nin muhtıra klibinden sonra Sultan Tunç da lafa daldı yani anlayacağınız. Aşağıda, basınız izleyiniz. Yazdan sonbaharı tasarlıyorum. Yakında bolca deutsche nigganın İstanbul’una, Kreuzberg’e seyirteceğim sanırım. Dino turlarda-uzun bir aradan sonra. Bir de bu meseleyi oradan bildirmek lazım. Ich komme aus Berlin und ich bin gangsta. Kusura bakmayın.

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized

sanat sepeti//

Temmuz 17, 2007 · Yorum Yapın

Artık seçim konusunda hiçbir haber görmek istemiyorum. Kusmanın eşiğindeyiz topluluk olarak. Gerçi toplum da diyebiliriz, toplum olmayı beceremeyen ama toplanmayı iyi bilen birileriyiz. Bugünkü radikal’de kültür sanat sepetini sunmuştu parti başkanları. CHP defne sabununu unutmuştu ama olsun MHP’nin sepete koyacakları içinde milliyetçi animeler gözlerimi kamaştırıyordu. Mesela yine MHP sanatçıyı sosyal güvenlik şemsiyesi altına alacakmış. Aynen mesela Hrant Dink’i horlamak üzere gazetenin önüne gittikleri gibi. Terörizasyon şemsiyesi, Rihanna söylüyor: Terörizeyşın unda my umrella! Arşivler açılacakmış herkese falan. Şimdi mesela bir sanatçı minyatürleri çalışmak için müze’ye gitmişti randevulu.  Ama oradaki kadın etrafında röntgenleyenlerin bulunduğu eşcinsel ilişkinin resmedildiği yerleri resmen görmemesi için hızlı geçmişti ve asla sanatçıya vermemişti bakması içün. İlle kendi elleri ile gösterecekti. Hükümete dayalı mahrumiyet // memuriyet. CHP’nin artık mahalleye düşen ağzı ise tüm söylediklerinde sırıtıyor artık.

Bir de hala daha toprağın üzerinden kimlerin kimlerin geçtiğini, gezindiğini yok sayıyorlar. Ama varlar maalesef. Kendilerinin tüm demokrasileyişinde ya da teröre karşı gelişlerinde yine terörizasyon var. Başkasına da tahammülleri yok. Başka seslere de tahammülleri yok. Yani karşısında da konuşmayacak. Saçları bozulur o zaman. Ne kadar cesaretsiz, basiretsiz ağızların zaten ne işlere kalkıştığını biliyoruz. Tüm bu sanat sepetleri eksikleri ve yamuklukları ile inandırıcı değil hakikaten. Zırt yani.

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized

mr.baker’ın ardından//ulus baker’in ardından

Temmuz 15, 2007 · Yorum Yapın

Öğrencileri ona Mr. Baker diyorlardı. Odtü’den çok Bilgi’de Cultural Studies’de verdiği ders ile biliyordum onu. Birikim’in internete düşen yazılarında ismini görüyordum. Bu yılın bir tarafında (almancı türkçesi ile) tanıdığım Körotonomedya (bir Ankara hareketi)’daki yazılarını biliyordum. Aşağıdaki link Birikim’de O’ndan sonra yazılanları içermektedir.

 http://www.birikimdergisi.com/birikim/guncel.aspx

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized

muhtelif-sayı 2//

Temmuz 15, 2007 · Yorum Yapın

Muhtelif’in ikinci sayısı çıkmış. Sanırım Garanti Platform’da var. Yani daha öncekini oradan edinebilmişlerdi.

_____________________________________________

sonradan not:  muhtelif PİST, BAS, dediğim gibi Garanti Platform ve ağustostan itibaren Big Family Business ofisinde ve Rodeo Gallery’de bulunabilirmiş.

→ yorum bırakKategoriler: Uncategorized