Bugün Radikal’de Hou Hanru ile ilgili güççücük bir yazı çıkmıştı. Yanında da Leyla Gediz’in ikinci küratöryal denemesinin haberi. Bilsar’da SADECE KADIN SANATÇILAR ile bir sergi yapacağı yazıyordu. Serginin adı da Sobe! imiş. Listenin sonunda Gökçen Cabadan’ın da adı yazıyordu. Sanırım bir isim karışması oldu. İy hoş da, bu haberi yazan bu işleri bilmiyorsa ne bokuma yazıyor ? Çok da mühim değil, kimse çıkıp Kadir İnanır’ım ulan ben! Erkeğim! yapmayacak ama bilmediğin bokta elinin işi ne demezler mi adama? Çok bilene yazdır mesela. Türkçe’de gözün s*ke mi bakıyor da derler. Gözleri nereye bakıyor acaba editöryallerin. Onlar sıcakta editör yeller mi oluyorlar acaba ? Editör ne yeller ikinci sorum olacak o zaman. Editörler neleri eller, neleri bırakır kırparken de üçüncü bir soru olarak masada.
Çok mu abarttım. Evet. Basın işte. Basıyor basıyor gidiyor.
____________________
sonradan not: Azra Hanım bir comment yazmış, sağolsun. Ben görünce biraz da kadın sanatçılar içinde bir erkek (çiçekler arasında bir böcek metodu) metodu ile de belki bir şeyler sağlanıyordur diye düşünmedim değil. Ama Radikal Kültür San’at ofisinin bir değil iki değil şeyleri olduğu için bu fikri hemen kovmuştum oralardan buralardan.
1 cevap so far ↓
azra // Ağustos 9, 2007 10:25 am |
Radikal’in isim karisikligindan ziyade, serginin basin bultenindeki bir karisiklik bu. Bilirsiniz, çoklukla dogrulugu arastirilmadan, basin bultenleri gonderildigi gibi basilir gazeteye. bu pek tabi gecerli bir sebep degil gokcen’i kadin olarak sergiye/habere dahil etmekte. ancak bizzat galeri tarafindan gazeteye aktarilan metin, gokcen’in erkek oluşuyla “kızlar sergisi”ne nasil dahil oldugu konusunda bir bilgi vermiyor. bu anlamda editor-yel oldugu kadar kurator-yel bir karisiklik da var sanirim.
……………………………
Sanatçıya göre Sobe! nam-ı diğer bir “kızlar sergisi”dir. “Kadın kısmı”nın kurtuluşu hepimizi ilgilendirir. İlgilendirmelidir de. Çünkü en uçta töre cinayetleri yer almak üzere cinsiyet ayrımcılığı ile sıvanmış memlekette hayat, onlara ancak burunlarını dışarı uzatabilecekleri dar bir kapı sunar. Dışardaki kadın densizdir, dengesizdir, hiç yoksa, dejeneredir. Bundan ötürüdür ki, bu ülkenin sokaklarında kolunu bacağını örtmeyen kadın tahakküm altındadır.
Sobe! zorbalıkla ve zorbalarla yaşamanın formülünü çözmüş şehirli genç kadınları bir araya getiriyor. Sanata yansıyan ve sanata denk hayatta kalma formüllerinin içinde savunma, alay, atak, göz yumma, gözdağı verme, feryat, rüyalar alemine kaçış, gerçeklerle yüzleşme, yüzleştirme, fırsatçılık, fırlamalık, eşcinsellik, küçük titreşimler yaratmak, büyük sözler sarfetmek, ve en son, sessiz kalmayı seçmek var.
Hayır, hiçbirimizin Meclis’te yeterince temsil edildiğini düşünmüyoruz! Bizi ancak biz temsil edebiliriz. Siz bizim adımıza konuşmaya teşebbüs etmeden, biz erken davranıp Sobe! diyoruz.